Kaybolan Camiler-Mescitler

Prof.Dr.Ahmet KALA Kaybolan Cami ve Mescitlerimizi Anlatıyor. ÜLKE TV - AÇIK DENİZ - 27 Nisan 2014.

Bu konuşma, Prof.Dr.Ahmet KALA'nın kaleme aldığı, kurup yönettiği proje ekibi tarafından arşiv araştırması yapılıp, belgelendirme ve ön metinleri hazırlanan İSTANBUL'UN KAYBOLAN KÜLTÜR VARLIKLARI SURİÇİ CAMİLERİ VE MESCİTLERİ-1 adlı telif eseri üzerine yaptığı değerlendirmelerdir. Kitabın Takdim yazısı aşağıdadır. (Yazarın bu takdim yazısı her nedense İBB Kültür A.Ş. tarafından yayınlanan kitaba konulmayarak atlanmıştır. Yazarın adı ve eserin hazırlanmasında önemli katkı sunan proje ekibi yayınlanan eserde yer almamış, yazar sadece Proje Yönetmeni ve yayınlanan kitabın metin değerlendirmelerini yapan kişi olarak kitabın önsözünde belirtilmiştir. Bu nedenle eserin yazarına ait olup kitap için kaleme aldığı Takdim yazısı ve bu eserin hazırlanmasında önemli katkılar sunan proje ekibi ilk defa aşağıda yer alan TAKDİM yazıısında yayınlanmaktadır).

kitap

TAKDİM

Prof. Dr. Ahmet KALA

İstanbul Üniversitesi İstanbul Araştırmaları Anabilimdalı Başkanı

Amaç

Elinizdeki eserin hazırlanmasında öncelikli amacımız kayıp eserlerin varlığına ve ihyasına yönelik çalışmaları tamamlamak üzere yeni bilgi ve belgelere erişerek bunları değerlendirmek, eksiklikleri gidermektir. Her bir kayıp eserle ilgili arşive ve basılı kaynaklara dayalı doğru ve kanıtlanabilen bilgi vermektir.

Yine eser ile ilgili bilginin yanında eserin varlığını kanıtlayıcı ve yeniden ihyası için gerekli belge, kayıt ve dokümanlardan kısa alıntılarla kaynak kod bilgilerini vermektir. Böylece verilen bilgi belgelendirildiği gibi, bu belgelere ayrıca ulaşma imkanı sağlanarak gerekli görüldüğünde daha geniş araştırma yaparak bilgi edinmeye alt yapı-imkan sağlanmış olmaktadır.

 

Metot

Kayıp eserin varlığının kanıtlanması, unutularak kaybolmaması, tanıtımı ve eserin yeniden ihyası için belge bilgi sağlamaya yönelik 16 alt başlık belirlenmiştir. Her eser için bu alt başlıklarda değerlendirme yapılarak, ortak bilgi ve belge standardı sağlanmaktadır. Bu yayın metodumuzun bir sonucu olarak İstanbul Kayıp Kültür Varlığı Envanteri ve Bilgi-Belge Kataloğu da hazırlanmış ve yayınlanmış olmaktadır.

İstanbul’un Kayıp Eserleri Suriçi Camileri adı ile yayınladığımız bu kitapta 75 kayıp eser yer almaktadır. Böylece aynı zamanda bu ciltte, ilk kayıp envanter ve katalog bilgileri, Suriçi İstanbul bölgesi ile ilgili olarak yer almaktadır.

İstanbul’un en önemli kültürel varlıklarının bulunduğu, bunun yanında en çok kayıp kültür varlığının da yer aldığı bölge olması dolayısıyla öncelikle Suriçi İstanbul bölgesinden başlanmıştır. Bunu, Eyüp-Haslar, Beyoğlu-Galata, Üsküdar-Kadıköy, Boğaziçi-Avrupa, Boğaziçi-Anadolu bölgeleri takip edecektir. Böylece bu yayın metodu kapsamında, İstanbul’un Kayıp Kültür Varlığı Envanteri de tamamlanmış olacaktır.

Bu tür nitelikli, kanıtlara dayalı, ağırlıklı olarak Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi arşivlerindeki belge-bilgi kaynaklarını içeren yayının hazırlanabilmesi için, her kayıp eserle ilgili arşiv/katalog taramaları yapmak üzere konunun uzmanlarından oluşan faal bir araştırma ekibi kurulmuştur. Arşiv katalog taramalarından elde edilen bilgi 16 başlık altında değerlendirilmek üzere, gerekli görülen arşiv belgelerinin kısmi çevirisi yapılmakta, gerekli görülmeyenler ayrıştırılmaktadır.

Bu belgeler, proje müellifi ve yöneticisi olarak başkanlığımda her bir eser için değerlendirilerek telif eser oluşturulmakta, böylece her bir kayıp esere ait 16 başlık altında değerlendirme, belge-bilgi envanteri ve kataloğu hazırlanmaktadır.

Bu kapsamda elinizdeki eserde İstanbul Suriçi’nde bulunan 75 kayıp esere ait değerlendirme, belge-bilgi envanteri ve kataloğu yer almaktadır.

 

Yenilik – Katkı

Kitapta kayıp eserlerle ilgili birçok konu ilk kez mevcut literatüre yenilik ve katkı olarak sunulmaktadır. Bu yenilik ve katkıyı iki alt başlıkta toplayabiliriz.

Kaybolan Cami/Mescitlerimizin Taşıdığı Değer-Anlam Üzerine

Eserde yer alan 75 kayıp cami/mescidin tamamı anıt eserdir. Bu anlamda herbiri en az 200-300 yıl hizmete açık faaliyette bulunmuş, İstanbul şehrinin ve tarihinin önemli parçası haline gelmiş eserlerdir.

Bu 75 eserin tamamı vakıf eserdir. Bu eserlere bağlı vakıf akarlar ile birlikte İstanbul vakıf medeniyetini temsil etmektedirler.

Eserde yer alan kayıp cami/mescitlerin önemli bölümünün bânileri, İstanbul’un fethine katılan Kutlu Askerler ( “Nimel Ceyş”)’dir.

Yine eserde yer alan kayıp cami /mescitlerin önemli bölümü İstanbul mahallelerini kuran ilk camilerler/mescitlerdir.

 

Kaybolan Cami/Mescitlerimizin Kaybolma Nedenleri Üzerine

Bu kaynak eserden önce yayınlanmış ilgili diğer kaynak eserlerde, kaybolan cami/mescitlerin kaybolma nedenlerinin başında yangınlar zikredilmektedir. Ancak bu tür vakıf eserin kısmen veya tamamen yanması eserin kaybolmasında ana neden olamaz. Zira ihya edilebilirler.

Nitekim burada kaybolduğu söz konusu edilen eserlerin tamamı vakıf eserlerdir. Yani vakıf kurumu ve hukuku çerçevesinde ayrı bir koruma zırhına sahiptirler. Yine bu bu vakıf hayratların varlığını devam ettirebilmesini temin eden, hayrat eserlerin bakım onarım ve hizmetlerini karşılama şartına bağlanmış önemli vakıf akar/gelir kaynakları vardır.

Şu halde yanan eserin yeniden ihya edilmesi maddi olarak da mümkündür. Nitekim yüzyıllar boyunca bu eserler defalarca yangınlarda kısmen veya tamamen yanmış, bir şekilde yangından etkilenmişlerse de vakıf akarları sayesinde yeniden ihya edilmişlerdir. Böylece yüzyıllar boyunca da varlıklarını sürdürebilmişlerdir.

Şayet yanan hayrat eserler (cami/mescit) onarılmamış, ihya edilmemiş ise kaybolma diye tanımladığımız durum bu durumda ortaya çıkmaktadır. Şu halde asıl kaybolma sebebini ayrıca incelemek gerekir. 75 eser bu yönüyle ayrıca ele alınmış, yangın veya ilk görünen sebebin yanında yok olmaya sebep olan asıl nedenler belgeleriyle ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.

19.yüzyılın ilk yarısında kurulan Evkaf Nezareti, vakıf akarlardaki azalmaları telafi etmek, kaynak yokluğu içindeki vakıflara ait vakıf eserleri onarmak, yeniden ihya etmek, hizmete devam etmelerini temin etmek ana görevlerini üstlenerek 1826 yılında kurulmuştur. Bu süreçte hayrat eserlerin varlığını koruyarak devam ettirmelerinde çok önemli katkılar sağlamıştır.

Nitekim daha önce yayınlanan kaybolan eserlerle ilgili araştırmalarda hiç kullanılmamış vakıf arşiv belgeleri bu çalışmada ilk kez büyük ölçüde kullanılmıştır. Bu arşiv kaynakları arasında yer alan ve bu eserde büyük ölçüde yararlanılan Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindeki vakıf şahsiyet defter kayıtları, Evkaf Nezareti’nin hayratların onarımı, ihyası, korunmasında sağladığı katkıyı açıkça ortaya koymaktadır.

Bu kayıtlarda cami/mescit gibi vakıf hayratı olan vakıfların gelirlerinde azalma olduğunda bu azalıştan vakıf hayratın etkilenmemesi için mülhak vakıf statüsünü alınarak gerekli onarımların yapıldığı görülmektedir. Yine şayet vakfın mütevellisi kalmamış bu nedenle vakıf yönetilemediği için zaafa düşmüş ise, derhal bu vakıf mazbut vakıf statüsüne alınarak Evkaf Nezareti idaresince mütevelli tayin edilerek gerekli hayrat hizmet giderleri/harcamaları Evkaf Nezareti’nce üstlenilmiştir. Bu süreçte hayratta görevli imamların mütevelli olarak atanarak hayratın daha etkin korunmasının sağlanmaya çalışıldığı da gözlenmektedir.

Cumhuriyet döneminde ise bu süreç, vakıf hayratların adeta aleyhine işletildiği sonucunu veren gelişmeler içermektedir. Kitapta yer alan Osmanlı dönemine ait bu 75 kaybolan eserden büyük bölümü maalesef Cumhuriyet döneminde kaybolmuştur. Bu 75 kayıp eserin önemli bölümü Cumhuriyet döneminde mütevellisi kalmadığı gerekçesi ile önce mazbut vakfa dönüştürülerek vakfına el konulmuş, daha sonra da vakıf hayratı cami/mescit onarılmayıp ihya edilmediği gibi, kadro ataması da yapılmayarak eserin içi boşaltılmış, kendiliğinden yıkıma terkedilmişlerdir. Yıkılıp arsası kalan hayratın bir kısmı da yıkıntısıyla birlikte özel şahıslara satılmıştır.

75 eserin bu kaybolma sürecinde dikkati çeken hususları şöyle sıralayabiliriz. Bu süreç öncelikle 2.Abdülhamid’e karşı 1900’ lerde başlatılan tahtan indirme ve İttihat ve Terakki partisinin iktidarı ele geçirme sürecinde yaşanan kaos ortamıyla başlamaktadır. 1905, 1911 yangınlarında İstanbul’un konut stoğunun %25-30’u yok olmuştur. 300.000 kişi bu yangınlardan etkilenmiştir. Bu durum İstanbul işgal dönemine gidilen süreçte 1918 yılı büyük İstanbul yangınında tekrarlanmıştır. Bu büyük İstanbul yangınlarında elinizdeki kitapta ele alınan 75 kayıp eserin önemli bir kısmı yanmıştır.

Bu yanan vakıf hayrat eserlerin Osmanlı dönemi sonunda ve Cumhuriyet döneminin ilk devirlerini de ihtiva eden süreçte ihya edilmemeleri, kaybolmalarının ana nedenidir.

Yangından etkilenmediği halde yok olan 75 eserin içinde yer alan bir kısım eserin kaybolma sebebi ise daha da ilginçtir. Bu vakıf eserlerin gerekli bakım onarımları yapılmamış, bu eserlere hayrat görevlisi de atanmamış ve böylece bu hayrat eserler boş bırakılıp kendiliğinden yıkıma terkedilmişlerdir. Özellikle cami/mescitlere görevli atamama sürecinin, İstanbul’un işgal yıllarında yaygınlaştığı, Cumhuriyet devri tek parti döneminin sonuna kadar da olanca hızıyla devam ettiği görülmektedir.

Bu süreçte dikkati çeken bir başka husus da bu 75 kayıp cami/mescitten ihya edilmeyen, hayrat görevlisi atanmayarak yıkıma terkedilen eserlerin bir kısmının Bizans devri kilise, Rabip-Rahibe Okulu vb. dini eserlerin yerine yapılan hayratlarda ortaya çıkmasıdır. Bu süreçteki uygulamalar, Bizans araştırmalarıyla da birleştirildiğinde bir nevi üstteki Osmanlı eseri hayratın yıkıma terkedilerek alttaki Bizans eserlerinin ortaya çıkarılması sürecinin işletildiği şüphesini arttırmaktadır. Bu sürecin başlangıcı ise İstanbul’un işgal dönemidir. Bizans eserleri üzerine yapılan cami/mescitlere yönelik araştırmaların Cumhuriyetin ilk döneminde de hız kesmeden devam ettiği görülmektedir.

Cumhuriyet dönemi Ecümen Arşivi kayıtları incelendiğinde altında Bizans eseri olduğu iddia edilen onlarca cami/mescit 1930-1945 yılları arasını içeren dönemde fotoğraflanarak hayrat eserin(cami/mescit, mektep, medrese, tekke), sanat değeri, tarihi yapı değeri gibi çeşitli açılardan değerlendirilerek raporlandığı görülmektedir.

75 kaybolan eserin bir kısmını oluşturan, Encümen Arşivi’nde yer alan birçok hayrat eserin raporunda Bizans eseri ilişkisi belirtildikten sonra eserin değeri konusunda mütalaa verilmektedir. Bu fotoğraflanan ve raporlanan eserlerin önemli bölümünün onarılmadığı, görevlilerinin başka yerlere tayin edildiği veya görev süresi dolan hizmetlinin yerine yeni görevli atanmadığı bu nedenlerle üstteki eserin kendiliğinden çöktüğü, yıkıldığı görülmektedir. Bunlar sadece bir tesadüf olabilir mi?

Eserlerin bu süreçte bir başka yok oluş nedeni de yine Cumhuriyetin ilk dönemlerindeki yol-meydan genişletme çalışmaları sırasında yolda kaldığı için eserin yıkılmasıdır. Osmanlı döneminde yolda kalarak yıkılan eser yoktur. Ancak zorunlu haller ortaya çıkarsa eser başka yere taşınmakta, yıkıp yok edilmemekteydi. Yol-meydan yapımı ise eserler korunarak gerçekleştirilmekteydi.

Buna karşın Cumhuriyet devri tek parti dönemi belediye uygulamalarında, yolda kalarak yıkılan hayratın hayli fazla olması oldukça dikkat çekmektedir. Üstelik 75 eser içinde Cumhuriyet döneminde yol-meydan genişletme çalışmalarında yıkılan hayratın durumunu gösteren haritalara ve meri imar planı haritasına bakıldığında bazı hayratın yolda değil yol kenarında kaldığı halde yine de tamamen yıkıldığı veya hayratın küçük bir kısmı yolda kalmasına rağmen hayratın tamamının yıkıldığı gibi birçok örnek karşımıza çıkmaktadır.

Bu yolda kalma nedeniyle vakıf eserlerin yıkılması uygulaması, çok parti döneminde de devam eden yegâne uygulamadır. Çok partili döneminde, hayrata (cami/mescit) hizmetli atamama, eseri onarmayarak veya ihya etmeyerek yok etme gibi tek parti döneminde uygulanan eseri yok etme yöntemleri uygulamadan kaldırılmıştır. Ancak 75 eserden bir kısmı maalesef çok partili dönemde yol, meydan, bulvar genişletme çalışmalarında eserin yola gittiği gerekçe gösterilerek yıkılıp yok edilmiştir.

Sonuç

Elinizdeki kitapta yer alan 75 kayıp eserin çok azı hariç büyük çoğunluğunun kültür tescil kaydı yoktur. Bu yapılan araştırmada bulunan yeni belge bilgiler bu tescilsiz eserlerin tescili için önemli veriler sunmaktadır.

Elinizdeki 75 kaybolan vakıf hayrat eserin yok olma süreçlerinin incelenmesinden elde ettiğimiz en önemli sonuç, vakıf eserlerin nedeni ne olursa olsun yok edilememesi için acil kanuni düzenlemelerin yapılmasıdır. Vakıflar Kanunu başta olmak üzere şehircilikle ilgili kanunlar ve düzenlemeler gözden geçirilmelidir. Tespit ettiğimiz yok etme nedenleri ayrı ayrı belirtilerek bir daha bu nedenlerle elde kalan eserlerin yok edilmemesi için bugüne ve yarına yönelik yaptırımı da olan yeni maddeler ilave edilerek ilgili kanunlar yeniden düzenlenmeli, etkin önlemler alınmalıdır.

 

Teşekkür

Elinizdeki eserin hazırlanmasına karar veren İBB Başkanı sn.Kadir TOPBAŞ’a ve İstanbul’daki birçok tarihi eserin tescil ve ihya edilmesinde büyük çabalar harcayan, katkı sağlayan İBB Tarihi Çevre Koruma Müdürlüğü’ne ve müdür sn.Cem ERİŞ’e, bu kitap da dahil olmak üzere İstanbul’a dair birçok önemli eserin yayınını yaparak etkili kültürel hizmetler sunan KÜLTÜR A.Ş’ye, Genel Müdür sn.Nevzat KÜTÜK’e ve Projeler müdürü sn. Fatih YAVAŞ’a teşekkürlerimi sunarım.

Bu eserin hazırlanmasında Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindeki çalışmalarımızda katkı sağlayan VGM Kültür Tescil Daire Başkanı sn.Adnan TÜZEN ve ekibine ayrıca teşekkür ederim. Arşiv araştırmalarında gerekli katkıyı sağlayan Ali ÇAKIR ve Halit ATLI’ya eserin hazırlanmasına altı aydır kesintisiz adeta geceli gündüzlü çalışarak katkı sağlayan Çiğdem GÖRSOY, Özcan GARAN’a, Yrd.Doç.Dr.Ercüment BALCI’ya tasarımda katkı sunan Eser POSTALLI’ya, tasarım tashih ve redaksiyonunu üstlenen Fatih DALGALI’ya ayrı ayrı teşekkürlerimi sunarım.

En büyük teşekkür ise yoğun çalışmam sırasında ihmal ettiğim ancak benden desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen eşim Emel, iki oğlum M.Ömer ve M. Fatih ile kızım Asude’ciğedir.

Mallarını canlarını herşeylerini hayır yolunda vakfedenlere ait bu kayıp vakıf eserlerin ortaya çıkarılmasında katkı sağlamayı bana nasip eden Allah’a sonsuz şükürler olsun. Eserin oluşmasında katkı sağlayan ama burada anamadıklarım da dahil olmak üzere eserde emeği olan herkesten Allah razı olsun.   Prof.Dr.Ahmet KALA.

Süleymaniye-BEYAZIT, 5 Şubat 2013.

Posts Carousel

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *

Cancel reply

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos