İslâm Şehirleri: Anadolu’nun İlk Selçuklu İslâm Şehri Anı-Şehristan

Prof.Dr.Ahmet KALA İslâm Şehri Kavramını, Selçuklu-Osmanlı Şehirleri ve Vakıf Eserleri Örneğinde Ele Alarak Anlatıyor. SEMERKANT TV - İLMİN IŞIĞINDA - 23.2.2015.

Bu programda Prof.Dr.Ahmet KALA İslâm Şehri kavramını, Selçukluların Anadolu'da inşa ettikleri ilk şehir olan Ani-Şehristan ile ilgili yaptığı araştırmalar çerçevesinde ele alarak anlatmaktadır. İslâm şehirlerinin en önemli üç unsurundan ilki eski şehri temsil eden iç kaledir. İkinci unsur, eski şehri fetheden Müslüman idareciler tarafından kurulan yeni İslâm şehrini temsil eden Fethiye Cami ve Ulu Camiin inşa edildiği, yine vakıfların ticari, dini, sosyal, kültürel ve eğitim amacıyla inşa ettiği İslâm dönemi eserlerin yer aldığı Müslüman Arapların Medine, Selçuklu ve Osmanlıların Şehristan veya Şehir dedikleri kısımdır. Üçüncü unsur da yönetim, asker, güvenlik ve adalet ile ilgili kurumların yer aldığı birûn da denilen ribatlardır. Bunlardan özellikle ikinci unsur olan Medine/Şehristan/Şehir, İslâm şehrinde yer almaktadır ancak İslâm olmayan şehirlerde ise bulunmamaktadır. Bu yönüyle İslâm Şehirlerini diğer şehirlerden ayıran en önemli unsurdur.

 

Medine-Şehristan-Şehir : İslâm Şehri, Selçuklu ve Osmanlı Şehirleşme Modeli

Prof.Dr.Ahmet KALA

Ani-Şehristan, Selçukluların 1064 yılında Sultan Alparslan tarafından Bizans’tan Anı Kalesi olarak fethedilip yeniden inşa edilip, daha önce Mâveraünnehir ve Horasan’da  kurdukları birçok yeni şehir gibi, Anadolu’da kurdukları ilk şehirdir. Anadolu’da Selçukluların inşa ettikleri ilk vakıf eserler olan; ilk cami(Sultan Alparslan’ın Komutanı Manuçehr Camii), ilk Kapalıçarşı-dükkanlar-atölyeler, Kervansaray-Hamam-Medrese ile ilk Selçuklu Sarayı, Ani Şehristan’da inşa edilmiştir[1].

 Selçukluların Anadolu’da inşa ettiği İlk Cami (Manuçehr Camii) ile Kapalıçarşı-Dükkanlar

ilkCamii

İlk Câmi (Ebul Manuçer Camii) ve İlk Kapalı Çarşı-Dükkanlar

Selçuklular Şehristanı inşa ederek eski Ani Kale şehrini büyütüp yenileyip büyük bir şehir halinde yeni Ani-Şehristan’ı kurarlarken, İslâm nüfusunun ihtiyaçlarının yanında eski şehirden intikal eden gayrimüslim nüfusun ihtiyaçlarını da  karşılayan birçok yeni şehir yapı unsurunu kattılar. Böylece birlikte yaşanan yeni bir medeniyet şehri olarak Anadolu’nun ilk Selçuklu İslâm Şehrini inşa ettiler. Bu nedenle Ani-Şehristan sadece İslâm dünyası için değil, Hristiyan dünyası için de örnek bir şehre dönüşmüş, yüzyıllar boyunca insanların hafızasında unutulmaz bir yer olarak kalmıştır.

Selçukluların Orta Asya’da önce Maveraünnehirde sonra da Horasanda fethettikleri şehirleri yenilerken, yeni bir şehir yapısı/modeli geliştirdikleri ve bu modeli daha sonra fethettikleri coğrafyada yeni şehirler kurarken uyguladıkları, özellikle şehircilik üzerine uzmanların birleştikleri bir konudur. Bu yeni şehir modeli Kale, Şehristan ve Ribat olmak üzere üç bölümden oluştuğu için bu modele üç elemanlı (bölümlü) şehir de denir. Barthold 8. Yüzyıldan itibaren 8.ve 9. Yüzyıllarda İslâm medeniyet merkezi haline dönüşen Türkistan’da özellikle Maveraünnehir ve Horasan bölgesinde  9. ve 10. yüzyıllarda Samanilerin, Karahanlıların, Gaznelilerin ve bu üçünün yerini alan Selçukluların 10.yüzyıldan itibaren fethettikleri kaleleri büyüterek kurdukları yeni şehrin merkezine “Şehristan” dediklerini ve şehristanı dış surlar-ribatlar ile çevreleyerek yeni bir şehir kurduklarını örnekler vererek ayrıntılı anlatmaktadır[2].

Şehristan tabiri ilk kez Narşahi’nin Buhara Tarihi adlı eserinde yer almıştır. Narşahi  Hicri 348 / 959 tarihinde tamamladığı eserinde  Müslüman Türklerin Türkistan’da, Mâveraünnehir, Horasan ve  İran ellerinde fethettikleri kaleleri büyüterek kurdukları şehirlerin çekirdeğini oluşturan asıl şehir kısmına “Şehristan” dediklerini ilk tespit ederek anlatan araştırmacıdır. Barthold da, ilk kez Narşahi’nin “Buhara Tarihi” adlı eserinde yeni şehir merkezine “şehristan” dediğini belirtir.”[3]

İlk İslâm şehirlerini kuran Müslüman Araplar kurdukları şehirlerin asıl şehir kısmına “Medine” diyorlardı. Şehristan şehrin merkezi anlamında kullanıldığı için Medine’nin karşılığı olmakla birlikte “Şehristan” İslâm şehir modelinin geliştirilmiş farklı yapı özelliklerini de içermekteydi.

Selçukluların fethedip yeni şehirler kurarken yaygın olarak uyguladıkları bu şehir modeli, İslam Medeniyetinin şehirdeki yaşama uygulanması olarak görüldüğünden araştırmacılar bu üç elemanlı şehir modeline İslam Şehri Modeli de derler[4]. Hicret edilen Medine şehrinin bir İslâm şehri olarak kurulmasından itibaren İslâm’ın diğer şehirlere yayılmasıyla birlikte devamlı geliştirilen bu İslâm şehir modelini, üç unsurlu model halinde geliştirerek yaygınlaştıran Selçuklulardı. Bu Selçuklu şehir modeli ile önceki İslâm şehirlerinin benzeştiği ortak alan ise şehirde sadece Müslüman nüfusun ihtiyaçlarının değil fetih öncesinden kalan gayrimüslim nüfus ile birlikte yeni şehirde hep birlikte yaşamak için gerekli altyapının da sağlanmış olmasıydı.

Bizans’tan Sultan Alparslan tarafından 1064 yılında fethedilen Ani-Şehristan örneğinde olduğu gibi, Selçukluların çevresiyle, bölgesiyle ve çağının dünya ticaret ağı olan İpekyolu’yla ilişkilendirerek önceki şehirlerden çok farklı halde yeni şehirler kurup geliştirmesini, çok disiplinli alanlarla ilişkili olarak çeşitli yönlerden ele alarak incelemek gerekmektedir. Yine bu konu makro, mezo ve mikro ölçekte şehirleşme açısından ele alınıp incelenmesi gerekmektedir. Bu tespitler çerçevesinde tarafımdan ele alınarak hazırlanan Selçuklu Anadolu’sunun İlk İslâm Şehri Anı-Şehristan’ın Kuruluşu Gelişimi adlı kitapta (Kars Valiliği ve  SERHAD Kalkınma Ajansı tarafından desteklenen bu çalışma, adı geçen ajans tarafından basılmak üzeredir) bu konular ayrıntılı anlatılmaktadır.

Selçukluların öncülüğünde 1000-1300 yıllarında yeni şehirlerin ortaya çıkışıyla ilgili makro düzeyde öne çıkan ana konular vardır. İncelediğimiz İslâm Medeniyeti ve ilişkili dünyadaki  sosyal-ekonomik gelişmeleri bu üst ölçek gözden kaçırılmadan yapılmalıdır. Bu ana konular başlıklar itibariyle şöyle sıralayabiliriz.

İslâm’ın yayılmasıyla yeniden şekillenen Yeni Dünya Medeniyeti. İpekyolu uluslararası ticaret ağı yönetimini içeren Yeni Dünya Ekonomisi Sistemi. Selçukluların dahil olduğu göçebe medeniyetlerin gelişip dönüşerek, tarım-ticaret-sanayide devrim niteliğinde üretim artışlarına dayalı kurdukları büyük şehirler olan  İpekyolu Şehirleri. Buna bağlı Kervan Ticaret Sistemi.

Çin, Hindistan, Pers gibi yerleşik medeniyetlerin İpekyolu Ticaret sistemini dışlayarak deniz yoluyla kurdukları Baharatyolu Ticaret Şehirleri. İpekyolu ile Baharatyolu ticaret sistemi arasındaki farklara dayalı olarak farklı gelişen yeni şehirler, bölgeler ve ekonomiler. Zamanla göçebelikten dönüşen devletlerin kurduğu İpekyolu Ekonomileri merkezi ekonomiyi oluştururken, yerleşik devletlerin geliştirdikleri Baharatyolu ekonomilerinin ise çevre ekonomilere dönüşmesi. Böylece ortaya İpekyolu Ticareti yapan ekonomilerine dayalı yeni dünya ekonomi sisteminin çıkması. 1000-1300 yıllarında İpekyoluna dayalı Yeni Dünya Ekonomi Sistemi’ne Selçukluların hakim olması.

Ani-Şehristan gibi Selçuklular öncülüğünde yeni şehirlerin ortaya çıkışıyla ilgili mezo ve mikro düzeyde ortaya çıkan ana konular da vardır. Bunların önemli başlıkları şöyledir.

Selçuklular yeniden inşa edip kurdukları şehirlere, birçok yeni unsur ekleyerek öncesiyle kıyaslanamayacak yeni yapıda şehirler inşa ediyorlardı. Şehrin yönetim ve askeri yapıları, farklı inançlara ait dini- kültürel-sosyal yapıları, ticari-iktisadi yapıları, eğitim, sağlık (temizlik dahil) yapıları, kamu ve sivillere ait konutlar yeni bir düzende ve birlikte yeni şehrin unsurları idiler. Bu yeni yapılar ve yeni şehir unsurları sadece eski şehre kıyasen yeni şehrin sosyo-ekonomik farklılıklar kazanması açısından veya fiziksel doku yönünden geçirdiği gelişimleri göstermesi yönünden ele alınarak açıklanamaz.

Maalesef Ani şehri, araştırmacılar tarafından şimdiye kadar sadece mikro ölçekte ele alınmıştır. Eksiklik mezo ve makro ölçek ilişkisinin kurulmamış olmasıdır. Bu eksik yaklaşımı şöyle özetleyebiliriz. Anı şehri zaten Selçuklu fethinden önce de anıtsal dini eserleri kiliseleri, katedrali, manastırları olan bir şehirdir. Selçuklular,  fetihten sonra Anı’da birkaç cami ve etrafına da çarşı yapmışlardır. Bu yaklaşım ile Selçukluların feodal yapıyı sonlandırıp kurduğu, dünya ile ilişkilendirilmiş yeni Ani-Şehristan şehri açıklanamaz ve anlaşılamaz.

Ani-şehristan’da olduğu gibi Selçuklular bu yeni şehir ve şehirleri, İslam Medeniyetini, hoşgörüyle Müslüman olmayanlarla birlikte yaşama modeline dönüştürüp, inşa ettiği yeni şehirlerde uygulamaya koydukları İslâm medeniyeti anlayışından kaynaklanıyordu. Bu yeni medeniyet anlayışı, yeni kurumlar oluşturarak yeni şehirler ortaya çıkarmaktaydı. Ani-Şehristan, Selçukluların bu İslâm Medeniyeti anlayışını başarıyla uyguladıkları farklı dinden ve kültürden insanların birlikte huzurla yaşayabildiği, birlikte üretebildiği çağına göre oldukça gelişmiş Selçuklu şehirlerinden biriydi.

Selçukluların kurdukları İpekyolu ticaret ağı ile, inşa ettikleri yeni şehirlerin önceki şehirlerden farklı olması arasında da önemli bir ilişki vardır. İpekyolu üzerinde oluşturulan bu yeni şehirlerin önceki şehirden farkı, İpekyolu ticaretine elverişli altyapıda inşa edilmelerinden kaynaklanıyordu. Selçuklular kurdukları İpekyolu ağını tamamlayan yeni İpekyolu Şehirleri inşa ediyorlardı. Bu da Selçuklu Şehirlerini hem önceki şehirlerden hem de diğer Müslüman şehirlerinden farklı şehirler yapıyordu.

İslam yerleşik medeniyetlerde doğup, gelişip ve yayılırken, Orta Asya’ya uzanarak ilk kez göçebe medeniyetlerde Türkler arasında yayılmaya başlamıştı. Selçuklular hem İpekyolu Şehirleri kurmak için hem de İslam’ın cami, mescit gibi mekanla ilişkili kurumları gereği zamanla göçebelikten yarı göçebe ve yerleşikliğe geçtiler. Ancak göçebe medeniyetin hayvancılıkla ilgili üretim unsurlarını yeni yerleşik medeniyetin içinde örneğin Anadolu’da Yörük Sistemi kurarak kurumlaştırarak devam ettirdiler. Yerleşiklerin yaptığı ziraati de İkta Sistemi kurarak kurumlaştırarak devam ettirdiler. Böylece ilk kez Selçuklular, daha önce yerleşik medeniyetlerin yaptıkları ziraat-çiftçilik ile göçebe medeniyetlerin yaptığı hayvancılığı aynı ekonomide birleştirerek, Selçuklular dünya tarım devrimini yeni bir evreye ulaştırmayı başardılar[5]. Tarım devrimiyle birlikte tarım üretiminin artması, şehirlere yerleşecek daha fazla nüfusun beslenebilmesini mümkün kıldığından Selçuklu şehirlerinin önceki yerleşik medeniyet şehirlerinden farklı olarak daha kalabalık şehirlere dönüşmesini mümkün kıldı. Arap İslam medeniyetinin Bağdat, Şam, Halep gibi büyük şehirlerinden daha büyük Selçuklu şehirleri olan Semerkand, Buhara, Taşkent, Isfahan gibi yeni şehirler ortaya çıktı. Dünya tarihinde ilk kez göçebe medeniyetin tarıma dayalı üretim unsurlarını yerleşik medeniyet içinde devam ettirmeyi başaran Selçuklular, böylece daha önce yerleşik medeniyetlerin kurduğu şehirlerle kıyaslanamayacak büyüklükte yeni şehirler kurmayı başarabildiler.

Selçukluların Ani örneğinde olduğu gibi yeni bir şehir kurma hızları da oldukça yüksekti. Selçuklular yeni nüfusu, oldukça hızlı sayılabilecek bir zaman içinde yeni şehri ve çevresini ilişkili halde inşa edip bölgeye (yeni şehir ve çevresine) yerleştirebiliyorlardı. Bu tecrübeyi nasıl elde etmişlerdi. Yeni şehri ve ilişkili çevreyi nasıl kuruyorlardı. Şehrin-çevrenin kuruluş-inşa aşamaları nelerdi. Kuruluşu-inşayı nasıl finanse ediyorlardı. İnşa için, özellikle nitelikli sanat eserlerini inşa için gerekli işgücünü nasıl temin ediyorlardı. Öncesine göre oldukça büyük ve kalabalık şehrin beslenme başta olmak üzere tarım ürünleri ihtiyacını çevreyle ilişkili olarak nasıl tedarik ediyorlardı. Şehirde kurulan yeni çarşı, dükkan ve atölyelerde yapılan üretim ve satış için gerekli hammadde, yarı mamul ve mamul mal ihtiyacını nasıl tedarik ediyorlardı. Üretilen ürünleri iç ve dış piyasalara nasıl ulaştırıyor ve satıyorlardı.

Yeni şehri nasıl kurup geliştiriyorlardı, nasıl yapıyorlardı gibi önemli sorulara Ani Şehristanın kuruluşu ve gelişimi en güzel örneklerdendir. 10 yıl gibi kısa bir sürede yepyeni bir şehir ortaya çıkmış, şehir-çevresiyle oluşturulan bu nüfus yoğun askeri savunması güçlü yeni şehre Şelçuklu Emiri olarak atanan Manuçehr(1064-1110), elli yıla yakın bu şehri ve bölgeyi kesintisiz yönetebilmişti. Bu süreç, 10 yılda kurulan yeni Ani-Şehristan şehrinin istikrar içinde işgale uğramadan sürekli gelişmesini sağlamış, Ani- Şehristan dünyada unutulmaz şehirler arasına katılmıştır.

Dipnotlar


[1] Ahmet KALA(2015); Selçuklu Anadolu’sunun İlk İslâm Şehri Anı-Şehristan’ın Kuruluşu Gelişimi(Baskıda).

[2] W. BARTHOLD(1990), ss.80-144.

[3] Ebu Bekir Muhammed bin Cafer en-NARŞAHİ;  Tarih-i Buhara 348/959 (Arapça’dan Farsça’ya Tercüme 574/1178: Ebu Nasr Ahmed b. Muhammed el-KUBAVİ. Farsça nüshadan Türkçe’ye Tercüme: Erkan Göksu. Değerlendirme: Erdoğan MERÇİL): Türk Tarih Kurumu yay., , Ankara 2013.

[4] Doğan KUBAN (1968); “Anadolu- Türk Şehri Tarihi Gelişmesi Sosyal ve Fiziki Özellikleri Üzerinde Bazı Gelişmeler”, Vakıflar Dergisi, Sayı 7, İstanbul 1968, s.55 vd. Mustafa CEZAR(1977), s.90. CEZAR (1985), s.21. KALA(2015); Age., s.119 vd. 

[5]  KALA, Ahmet (2010-2015), Türk İktisat Tarihi Ders Notları.

 

Posts Carousel

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *

Cancel reply

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos