Yağmur (Temür) Baba Zâviyesi, Dimetoka’da

Bu makale VAKAR (Vakıf Araştırmaları Merkezi) tarafından 2016 Yılı Kış Dönemi Araştırma Bursları kapsamında desteklenmiştir. Prof.Dr.Ahmet KALA'nın Genel Editörlüğünde Çıkarılan İslâm Medeniyeti Ansiklopedisi'nde yayınlanması uygun bulunmuştur. Yayın Künyesi: Ahmet KALA, Huriye EMEN; "Yağmur (Temür) Baba Zâviyesi", İslâm Medeniyeti Ansiklopedisi, yayın yeri: www.islampedi.com, 1.Baskı (Elektronik Yayın), 6 Şubat 2016.

 Yağmur (Temür) Baba Zâviyesi

Zâviyenin Adı

Belgelerde zaviyenin adı “Zâviye-i Karlı bin Yağmur Baba” olarak geçmektedir[1]. Ancak kurucunun adı konusunda farklı okumalar da vardır. BARKAN, bu zaviyenin ilk kez konu edinildiği makalesinde zaviyeyi kuranın adını  ‘Timur Baba” olarak okuyup zaviyenin adını “Zâviye-i Timur Baba”[1-1] olarak kaydetmiştir.  Zaviyenin yer aldığı Paşa Livasını konu edinen GÖKBİLGİN ise zaviyenin kurucusunu “Yağmur Baba” olarak okuyup zaviyenin adını “Zaviye-i Karlı Bin Yağmur Baba”[1-2] olarak ilk kaydeden kişidir. Her iki adı birlikte kullanan yayınlar da vardır.  937/1530 tarihli Rumili Muhasebe Defterinin ilgili kaydının neşrinde, “Yağmur Baba” ibaresi “Temür Baba” olarak da okunmuş, zaviyenin adı “Zâviye-i Karlı bin Temür Baba (Yağmur Baba)” olarak her iki ad da kullanılarak yazılmıştır[2].

Bu belgelere göre zaviyenin adı Yağmur Baba/Temür Baba Zâviyesi’dir. Ancak belgelerdeki yaygın kullanım/yazım Yağmur Baba Zâviyesi olduğundan biz bu adı tercih edeceğiz.

Selçuklu ve Osmanlı’da Baba lakaplı vakıflara ve kurucularına baktığımızda bunların sadece tarikatle ve Bektaşilikle ilgili olmadıklarını görüyoruz. Horasan Erenleri olarak Anadolu’ya gelip Selçuklu ve Osmanlı fetihlerine ve fetihten sonra şenlendirmelere katılan Baba lâkıplı ancak Bektâşilikle ilgisi olmayan birçok Ahiler (Ahi-Baba) abdallar, erenler-dervişler, gaziler vardı.

Yağmur Baba ve oğlu Karlı adları, ilk dönem Horasanlı Türk Müslümanlardan olup  gaza için Rumeli’ye gelip Rumeli fetihlerine katılan gazilerden olduklarını gösteriyor. Yağmur Baba, aşağıda anlatıldığı gibi padişahın kendisine temliknâme olarak verdiği ferman (Hükm-ü Hûmâyun) ile fetihten sonraki en önemli görevlerden olan ıssız yerlerde zarviyeler/tekkeler kurup buraları bir Müslüman yerleşimi olarak şenlendirmek görevini üstlenen derviş gazilerden idi.

Selçuklu ve Osmanlıların şenlendirmek olarak tarif ettikleri bu faaliyeti BARKAN, bu konuları ilk kez detaylı olarak anlattığı ünlü makalesinde, şenlendirici dervişleri-gazileri “Kolonizatör Türk Dervişleri” olarak nitelendirmiştir. Bunların yerleştikleri ıssız yerleri su mühendisliği, inşaatçılık, çiftçilik, hayvancılık, ticaret, esnaflık yaparak, mahiyetindekilere ve çevresine de öğreterek böylece buraları sadece meskun yerler haline getirmenin yanında üretime de açarak iktisaden bölgenin kalkınmasına da büyük katkıda bulunduklarını anlatır[2-1].

Nitekim Yağmur Baba’nın şenlendirdiği Yağmur Baba köyü bugün de bir Müslüman köy yerleşimi olarak ve çiftçilik yaparak varlığını devam ettiriyor.

Araştırmamızda Yağmur Baba’nın Bektaşilikle ilgisini gösteren belge tespit edilememiştir.

Zaviyenin Kuruluşu-Vakfı

Zaviyenin bulunduğu mezranın, Padişah tarafından Yağmur Baba’ya  zaviye kurmak şartı ile temlik edildiği tahrir kaydından anlaşılmaktadır. Diğer taraftan Yağmur Baba Zâviyesi’nin Yağmur Baba tarafından evlatlık vakıf olarak kurulduğu yine tahrir kaydından çıkan diğer bir sonuçtur. Meşrut vakıflar kuruluşundan itibaren kurucu vâkıf-vakıftan ayrı ve müstakil olduklarından zaviye kayıtlarında meşrut vakfın kurucusu olan vâkıfın-vakfın adı kayıtlı değildir. Tahrir kayıtlarında temliğin verildiğini belirten hükm-ü hümâyunun tarihi ise ayrıca belirtilmemektedir. Temliği veren Padişahı tespit etmek için elimizde zaviyeyle ilgili en eski tarihli kayıtın tarihi ise 1519 tarihli 1.Selim döneminde yapılan sayımdır. Bu sayımda zaviyenin başında Yağmur Baba’nın oğlu Karlı vardı.

Kayıt şöyleydir; “Zâviye-i Karlı bin Yağmur Baba” [3].

Bu durumda bu kaydın tarihine bakarak, bu zâviyeyi akarlarıyla beraber vakıf olarak kurmak üzere Yağmur Baba’ya mezrayı temlik eden ve mütevelli olarak atayan ve evlatlık vakıf olarak zaviyeyi yönetmesini şart eden kurucu vâkıf-vakıf, Yavuz Sultan Selim veya daha önceki Padişah 2.Beyazıt olmalıdır. Buna göre Yağmur Baba Zâviyesi tahminen 15. yüzyıl sonu ve 16.yüzyılın hemen başında kurulmuş olmalıdır. GÖKBİLGİN temliğin 2.Beyazıt döneminde verildiğini tahmin etmektedir[3-1].

Bu iki padişahın ahkam kayıtları ve vakfiyeleri taranarak Yağmur Baba Zâviyesini kurmak üzere Yağmur Baba’nın mütevelli olarak atanmasını şart eden padişahın, vâkıfın-vakfın hangisi olduğunu henüz tespit edemedik. Meşrut vakıf olarak Yağmur Baba zâviyesi’ni kurmak üzere mezrayı temlik eden padişahın, vâkıfın-vakfın tespiti aynı zamanda Yağmur Baba Zâviyesi’nin kuruluş tarihinin de yaklaşık olarak tespiti anlamına gelmekte olup konumuz açısından ayrıca önem taşımaktadır.

Yine Zâviyenin türbe ve haziresindeki mezar taşlarındaki kitabelerin okunması da zaviye, vakıf ve görevlileriyle ilgili önemli bilgiler edinmemizi sağlayacaktır. Ancak zaviyenin bugün bulunduğu köyü tespit etmekle birlikte yerini henüz tam olarak tespit edemediğimizden, türbe ve haziresinin ve mezartaşlarının günümüze intikal edip etmediğini henüz bilmiyoruz.

Zâviyenin Bulunduğu Yer

Yağmur Baba Zâviyesi, Osmanlı’nın Rumeli topraklarında Paşa Livası Sancağı’na (Merkezi Sofya) tabi “Sağkol” üzerindeki 16 kazadan biri olan Dimetoka Kazası dâhilindeki Cebel Nahiyesi’nde kurulmuştur. Osmanlı Balkan fetihleriyle birlikte Rumelinin fethinde kurulan üç koldan (Sağkol, Ortakol, Solkol) biri olan “Sağkol” ulaşım yolu, Yağmur Baba Zaviyesinin kayıtlı olduğu 930/1530 tarihli Rumeli Muhasebe defter kaydına göre, Edirne’den İpsala, Keşan üzerinden Dimetoka’ya, ve Filibe’ye oradan Üsküp’e ve Kalkandelen üzerinden Manastır’a uzanmaktaydı.

Yağmur Baba Zaviyesi, Osmanlı Fetihleriyle birlikte kurulan yeni mezra, köy, kasaba ve şehirleri birbirine bağlayan “Sağkol” adlı ana yol civarında ancak henüz ıssız bir geçiş güzergahında 16.yüzyıl başlarında kurulmuştu.  Aşağıda anlatılacağı gibi görevi, bu ıssız yol güzergahını şenlendirip gelen geçen yolcunun, misafirin güvenliğini ve konaklamasını sağlamaktı. Dimetoka’nın fethi   1.Murat tarafından 1361 yılında gerçekleştirildiğine göre Yağmur Baba Zaviyesinin yaklaşık 150 yıl sonra halen ıssız halde olan Dimetoka’nın bir mezrasında kurulması, iskan faaliyetinin 16. yüzyıla kadar geçen zaman içinde Sağkol anayol güzergahında, kaza merkezi ve köylerde tamamlandığını ve artık Sağkol’a bağlanan tali yollara, mezralara ulaştığını göstermektedir.

Günümüzde Yağmurbaba Zaviyesi Köyü (3 Boyutlu Gezilebilir)

Zâviyenin yeri, belirtilen nâhiyede, Tanrı Dağı civarındaki “Veledi Dağeri” adlı köyün “Araplıca Mezrası”ndadır [4]. Zâviyenin akarı önce Araplıca Mezrası’dır. Burası zamanla zâviyenin mezrayı şenlendirmesi ile mezra köye dönüşmüş, kurulan Araplıca Köyü  zaviyenin akarı olmuştur.

Belgelerdeki tüm bu bilgileri toplu halde belirten kayıt şöyledir;

” Zâviye-i Karlı bin Yağmur Baba, der nezd-i karye-i Veledi Dağ Eri der Tanrı Dağı, mezrâ-i Arablıca, der tasarruf-u mezkur, tâbi-i Dimetoka. Hâsıl 310″[4-1] .

Araplıca mezrasının zamanla Araplıca köyüne dönüştüğünü kayıtlardan biliyoruz. Araplıca mezrası/köyünde bulunanan Yağmurbaba zaviyesinin tarihte ve bugün tam olarak harita üzerinde nerede olduğu hususunu netleştirmek gerekmektedir.

Rumeli Bölgesi’nde Tanrı Dağı olarak kastedilen yerin Gümülcine ile Yenice-i Karasu arasında olması ihtimali fazladır. Çünkü 1543-1641 yılları arasında Tanrı Dağları Yörükleri olarak zikredilen Yörük gurubunun en çok bulunduğu yer bu civardır. Gümülcine’nin kuzeyindeki Rodop dağ silsileleri içinde Koca Yayla adı verilen civarda Yörükler ve Tanrı Dağının diğer adı olan Karagöz adlı köyler yer almaktadır. Tanrı Dağı ya bu civardadır ya da Evliya Çelebi’nin de belirttiği gibi buranın biraz güneydoğusundadır[5].

Zâviyenin yakınında yer alan Veledi Dağeri Köyü günümüzde Bulgaristan’da yer alan Koşukavak’ın muhtemelen eski adıdır. Araplıca Mezrası/köyü ise Dıjdovnik’in eski adıdır[6].

Bugün zaviyenin bulunduğu bu köyün adı ve yeri  Bulgaristan’da Koşukavak (Krumovgrad) kasabasına bağlı köylerden Dıjdovnik/Dazhdovnik (Yağmurbaba Köyü) olarak geçmektedir. Bazı kaynaklara göre ise bugün Yağmurbaba köyü, Koşukavak’a değil Kırcaali’ye bağlıdır.

Günümüzde Yağmurbaba Zaviyesi Köyü (Şehir Rehberi ve Uydudan Görünüm)

Y4

Osmanlı Batı Trakya Haritası Üzerinde Koşukavak’ a Bağlı Yağmurbaba Zaviyesi Köyü

Zâviyenin (Vakfın) Akarları ve Hayratları: Şenlendirme

Tahrir kayıtlarından zâviyenin evlatlık vakıf olarak varlığını sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Zâviyenin akarı Araplıca mezrasıdır. Yukarıda anlatıldığı gibi Yağmur Baba Zâviyesi’nin kurulduğu ve bulunduğu yer de kayıtlara göre bu mezradır ve daha sonra köye dönüşmüştür .

Zâviye ile alakalı 1519 tarihli tahrir kaydına göre Yağmur Baba’nın oğlu Karlı, zâviyenin mütevellisi yani yöneticisidir. Söz konusu kayda göre bundan evvel Yağmur Baba, Araplıca mezrasını ve vergi gelirini zaviye adına tasarruf etmektedir ve elinde bulundurduğu fermana göre öşür ve salariye vergisinden de muaftır. Kendisinden sonra zaviye mütevellisi olan oğlu Karlı da mütevelli olan babası ile aynı haklara sahiptir.

1519 yılında vakfın gelir kaynağı olan Araplıca Mezrası’nda 3 hane kayıtlıdır ve mezranın vergi geliri toplam 190 akçedir. 3 hanelik bu mezra kaydı, zâviyenin bu mezra ıssız iken kurulduğunu ve bu kuruluşun çok eski tarihli olmadığını, zaviyenin asıl görevinin burayı şenlendirmek olduğunu  göstermektedir. Mezranın 190 akçelik vergi gelirini, bu gelire mutasarrıf olan Yağmur Baba Zaviye’si tasarruf etmektedir. Zaviye vergiden muaf olduğundan 190 akçe, zaviyenin gelirini oluşturmaktadır.  Kayıt şöyledir;

“Mezra’a-i Araplıca, der tasarruf-u mezkur (Karlı bin Yağmur Baba Zaviyesi). İşbu zikr olan mezra’aya bundan evvel mutasarrıf olan mezkur Karlı’nın atası Yağmur Baba’nın elinde hükm-ü hümayun metâı varmış ki mezbur mezra’a mezkur Yağmur Baba’nın taht-ı tasarrufunda olub kimesneye öşür salariye virmeyüb dahl olunmaya deyu hâliya mezkurun oğlu Karlı işbu mezra’aya bu ve cümlesi mutasarrıfdır.  (…) Dede ve Mahmud ve Bazarlu. Hâsıl 190 (akçe) [7].

Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bölge ile alakalı bir yıl arayla yapılmış iki sayım defteri ile sonraki sayımlara ait defter kayıtlarına baktığımızda zaviyenin şenlendirme etkisiyle, mezranın yıllar ilerledikçe şenlendiği görülmektedir. Her geçen yıl mezraya yerleşim artmakta, yani mezrada yerleşik hane sayısı çoğalmakta, buna bağlı olarak üretim artmakta ve vergi geliri artmaktadır. Sonuçta da zaviyenin geliri artmakta, bu artan gelirle aşağıda belirtildiği gibi yoldan gelip geçenlere, misafirlere yemek yedirme, yatacak yer sağlama gibi hizmetleri daha iyi yapabilmektedir.

Bu tahrir defterlerinden 1526 yılına ait 136 numaralı icmal tahrir defteri kaydına göre,  Araplıca mezrası hasılatı bu yıl 310 akçeye yükselmiş, mezrayı ve vergi gelirini tasarruf eden zâviyenin 310 akçe gelir elde ettiği kaydedilmiştir. Bu kayda göre 1519 tarihli sayıma kıyasen mezraya yerleşen hane sayısı arttığından üretim artmış ve buna bağlı olarak da mezranın vergi gelirinde dolayısıyla zaviyenin gelirinde 1519 yılına kıyasen 120 akçelik artış kaydedilmiştir. Kayıt Şöyledir;

“Zâviye-i Karlı bin Yağmur Baba, der nezd-i karye-i Veledi Dağeri, der Tanrı Dağı. Mezraa-i Arablıca der tasarruf-ı mezkur.  İşbu zikr olan mezraaya bundan evvel  mutasarrıf olan mezkur Karlı’nın atası Yağmur Baba’nın elinde hükm-ü cihân metaı varmış ki mezkûr mezraaya mezbur  Yağmur Baba’nın taht-ı tasarrufunda olub kimesneye öşr ve salariye virmeyib hiç ehad mâni olmaya  hâliyâ mezkurun oğlu Karlı işbu mezraaya bu vechile mutasarrıftır.   Hane: 3. Dervişân 35. Hâsıl 310. Zikr olan dervişânlar zâviye-i mezbure civarında sâkin olub ayende vü revendeye hidmet ederler”.[8].

Bu kayıtta hane sayısı daha önce olduğu gibi 3 hane olarak kaydedildiğine göre, hasılat artışının derviş sayısının artışından kaynaklandığı anlaşılıyor. Bu dervişlerin tekkede ikamet etmeyip çevresinde kendilerine ait hanelerde kaldıkları kaydın devamında belirtildiğine göre gerçekte mezrada yerleşik hane sayısının önceki sayıma göre fiilen artmış olduğu görülmektedir.

1527 ve 1530 tarihli sayımlarda da hasılat aynı miktarda kalarak devam etmiştir. Bu iki yılda da Araplıca’nın 310 akçelik hasılatı olduğu bilgisi tekrarlanmıştır[9].

Zaviyenin gelirinde en önemli gelişme, 1542 yılında, Araplıca mezrasının tam olarak şenlenerek köy yerleşimine dönüşmesi ile kaydedilmiştir. 1542 tarihli bu kayıtta Araplıca mezrası, köy statüsüne geçmiştir. Belirtilen kayıtta buranın eskiden mezra olduğu, ilk kez bu sayımda köy olarak yazıldığı kayıtlıdır. Köyün toplam vergi geliri 1380 akçe olarak görülmektedir. Yağmur Baba Zaviyesine ait Araplıca köyü, mezra döneminde olduğu gibi köy döneminde da tamamı zaviyeye ait olduğundan vergiden muaftı. Köyün ilk kez bu tahrir kaydında yer alıp daha önceki tahrir defterlerinde kayıtlı olmadığı “hariç ez defter” kaydından anlaşılmaktadır.

3 hanenin olduğu 1519 tarihli ilk kayda göre yaklaşık 20 yıl sonra 1542 yılına ait bu kayıt, Yağmur Baba Zâviyesi kurulduğunda tamamen ıssız olan mezrayı, yıllar içinde gittikçe şenlendirerek nihayet köy statüsüne yükselterek, üstlendiği ıssız yeri şenlendirme görevini en ideal şekilde yerine getirmiş olduğunu ortay koyan en somut kanıttır. Bu kayda göre köyün tamamı zaviyeye aitti ve yıllık hasılatı 1380 akçeydi. Böylece mezra döneminde olduğu gibi mezradan köye dönüştüğünde de köyün tamamı zaviyeye ait olarak kaydedilmiştir. Kayıt şöyledir:

“Yağmur Baba Zâviyesi. Karye-i Araplıca sabıka mezra imiş, Yağmur Baba Zaviyesi kurbunda, Karye-i Dağeri dahi derler der Tanrı Dağı. Haric ez defter. (Hasıl) 1380 (akçe).[10].

1542 tarihten yaklaşık 25 yıl sonra, 1568 ve 1571 tarihli zaviyenin vakıf tahrir kayıtlarında Araplıca Köyü üretiminin hayli çeşitlendiği görülmektedir. Ancak 1568 yılında zaviye vakıf müfettişlerince teftiş edilip mütevelliden köyün zaviyenin mülkü olduğunu gösteren mülknamesi/temliknamesi istenmiş ancak zayi olduğu cevabı alınmıştır. Bunun üzerine, sadece köy dâhilinde bulunan ve vakıf evladından olan üç kişinin tasarrufunda olan üç çiftlik yer ile zâviyeye hizmet eden 10 dervişe ait çiftlikler zâviyenin akarı olarak kaydedilmiş, köyün kalan diğer hane ve çiftlikleri zâviyenin tasarrufu dışında tutulmuştur.

1568 yılı tahririnde vakıf evladından olup zaviye adına üç çiftlik yeri tasarruf eden üç kişinin kimler olduğu adlarıyla kaydedilmiş olup üç çiftliğin toplam vergi geliri 50 akçedir. Üçü de Yağmur Babanın vakıf evladı torunlarındandır. Biri Yağmur Babanın oğlu Karlı’nın oğlu Çerak’tır.  Diğeri Çerak’ın oğlu Berat’dır. Üçüncüsü de Yağmur Baba’nın torunlarından Abdülmuttalib’dir. Bu kayıtlardan Yağmur Babanın oğlu Karlı’nın da vefat etmiş olduğu anlaşılıyor. Yağmur Baba’nın oğlu Karlı’nın oğlu Çerak’ın oğlu Berat kaydı artık zaviyenin tasarrufunun 4.nesle intikal ettiğini gösteriyor. İsimlerden, İslâmi geleneğe daha çok uyulduğu görülüyor.

1568 tahrir kaydına göre zaviyeye bağlı hizmet eden on derviş vardır. Bu on derviş adlarıyla kaydedilmiş olup, zaviyenin civarında çiftliklerinde meskûn oldukları ve görevlerinin ise zaviye adına gelen geçene hizmet olduğu, 10 devrişe ait çiftliklerin toplam vergi gelirinin 270 akçe olduğu belirtilmiştir.  Bu kayıt zaviyenin dervişleri barındıracak büyüklükte olmadığını, dervişlerin köyde ayrı evlerde oturan meskûnlar olduklarını, ayrı çiftlikler işleterek üretim yaptıklarını gösteriyor.

Zaviyenin belirtilen hizmetleri karşılığında bağlı çiftliklerden vergiden muaf olması kaydı ise şöyledir;  zaviyenin tasarrufunda olan üç çiftliğin hayvancılık ve bostancılıktan 50 akçe, zaviyeye hizmet eden dervişlerin tasarrufunda olan 10 çiftlikten 270 akçe vergi olmak üzere toplam 320 akça zaviyenin vergi geliri vardır. Bu 320 akçe vergi geliri, hayrat olarak zâviyeye misafir olanlar, sohbet için gelenler ile gelip geçenlerin masrafları için harcanmak üzere, üç çiftlik yeri tasarruf eden zâviye ve zaviyeye bağlı 10 dervişe ait çiftlikler bu vergileri ödemekten muaf tutulmuştur.

Tüm bunlarla ilgili kayıt şöyledir;

“Vakf-ı zâviye-i Yağmur Baba,

der karyey-i Araplıca tâbi-i Dimetoka der nezd-i karyey-i Veledi Dağeri der Tanrı Dağı,

Zâviye-i Yağmur Baba defter-i atikde zikr olan mezra’aya hükm-ü hümâyun metâı verilmiş ki mezkûr Yağmur Baba’nın taht-ı tasarrufunda olan kimesne öşür ve salâriye vermeye deyü kayd olunmuş. Hîn-i teftişde mezkur Yağmur Baba’nın evlâdı tasarrufunda bulunub mülknâme taleb olundukda zâyi ettik deyû bulunmadığı ecilden bâ-efrâd-ı zâviye-i mezbûr içün tayin olunan maldan akçe  mukabelesinde merhûm Yağmur Baba’nın evladı tasarrufunda vâki olan üç çiftliğin yerleri mahsulüni zâviye-i mezbûreye vârid olan misafirin ve mücâvirin içün tâyin olunmağın onlardan kimesne guruş resm taleb etmeye ve zâviye-i mezbûreye vârid olanlar olur ise ganemden resm alınmaya deyû mukayyed bulunmağın hâliya uslub- u mezbûr üzere defter-i cedîde kayd olundu deyû mukayyeddur defter-i atikde”[11].

Zâviyenin Görevlileri (Şeyhleri-Babaları)

Zâviyenin kurucusu Yağmur Baba’dır.  Yağmur Baba’nın Yavuz Sultan Selim veya daha önce II. Bayezid döneminde yaşamış olduğu tahmin edilmektedir [12]. Kendisinden sonra zaviyenin idaresini oğlu Karlı ele almıştır. 1519 tarihli sayımda Karlı, zaviyenin başındadır. 1526-1527 ve 1530 tarihli kayıtlarda Yağmur Babanın oğlu Karlı zaviyenin idaresinden sorumludur.

1526-1527 ve 1530 yılı sayımlarında 35 derviş, zâviye adına gelen geçene hizmet etmekle mükelleftirler. 1568 tarihli sayıma kadar zaviyenin idaresini sürdüren Karlı, bu tarihli sayımda yer almamaktadır. Bu vefat ettiğini göstermektedir. Bu tarihe kadar(1568) Yağmur Baba’nın Karlı dışında evladı tespit edilmemiştir. Karlının ise Çerak ve Ercek isimli iki oğlu olmuştur. Ercek’ın ise Abdülcelil isminde oğlu vardır. 1568 yılı kaydında zaviyeyi Abdülcelil (Karlı’nın yiğeni) ile amcası Çerak (Karlı’nın oğlu) idare etmektedir[13]. Bunlardan Abdülcelil,  ismi belirtilmemiş bir çiftliği, Çerak ise  Değirmen Viranı ve Adadepe adlı çiftlikleri işlemektedir.

1568 yılında zaviyeye hizmet eden on derviş kayıtlıdır. Dervişlerden  Nesimi oğlu Abdullah, Yağmur Baba’nın soyundandır. Baba isimleri Veli olan iki kardeş Musa ve Durmuş, dervişlerdendir. Kardeş olan diğer iki dervişin isimleri Ali ile Nebi olup babalarının ismi Yahya’dır.

Zâviyeye hizmet eden diğer dervişler Durmuş oğlu Durud, Davud oğlu Yusuf, Alagöz oğlu Seydi, Ali oğlu Mustafa ve Hüseyin oğlu Timur diye kayıtlıdır [14]. 1530 tarihli sayıma göre 1568 yılında zaviyeye hizmet eden vergiden muaf dervişlerin sayısında azalma söz konusudur. Ancak bu azalma yukarıda belirtildiği gibi 1568 yılı sayımında zaviyeye ait temlikname/mülknamenin kaybolmasından dolayı, zaviye ile ilişkili olup muafiyeti olan dervişlerin yeniden tespit edilmesinden kaynaklanmaktadır. Yani derviş sayısında değil, vergiden muaf derviş sayısında azalma vardır.

Zaviyenin Kaybolması, Kapanması

Zâviyenin faaliyetlerinin ne zaman durduğu konusunda elimizde arşiv kayıtlarına dayalı bilgiler henüz bulunmamaktadır. Arazi ve vakıfları tahrir geleneği 17. yüzyılda sona erdiğinden zaviyeyle ilgili elimizdeki bilgiler de bu yüzyılda sona ermektedir. Ancak bu tahrirlerin yerine 17. yüzyıldan itibaren avarız tahrirleri yapılmaya başlandığından avarız tahrir defterleri taranarak zaviyemizin ve bulunduğu köyün gelişimini ortaya koyan araştırmalar henüz tamamlanmamıştır. Yine bölgedeki vakıflarla ilgili şahsiyet kayıt defterleri, vakıf hurufat defterleri de henüz taranmamıştır. Bu nedenle zaviyenin akibeti tam olarak belirlenememiştir.

Ancak 2.Mahmut döneminde Yeniçeri Ocağının 1826’da kaldırılması ile birlikte Bektaşi tarikatının faaliyetlerinin yasaklanması nedeniyle Yağmur Baba Zâviyesi’nin de kapandığını ve kapatılma esnasında herhangi bir akarı ile dervişi olmayıp sadece türbeden ibaret durumda olduğunu belirten tespitler vardır[15]. Ancak bu tespit kendi içinde çelişkilidir. Zira bu tespite göre zâviyenin Bektaşi tekkeleri kapanmadan önce akarı ve dervişi kalmamış olduğuna göre daha önce kapanmıştır. Yani aslında Yağmur Baba Zâviyesi 1826 yılından çok daha önce geliri ve hizmet edecek dervişi de kalmamış, kapanmış demektir.

Ancak zaviyenin akibeti konusunda belirttiğimiz gibi henüz araştırmalar eksiktir tamamlanmamıştır.

Ayrıca Yağmur Baba Zâviyesinin Bektaşi tarikatı şeyhlerine tahsisine dair belgelere ulaşmadan tekkenin kapanması ile Bektaşi tarikatı faaliyetlerinin yasaklanması arasında ilişki kurmak da mümkün değildir.  Öncelikle Meşihat arşivi kayıtları taranarak Yağmur Baba Zâviyesi şeyh atamaları tespit edilerek, böylece Yağmur Baba Zâviyesi’nin hangi tarikate mensup şeyhlere tahsis edildiği, Bektaşi tarikatı ile ilişkili olup olmadığının ayrıca tespit edilmesi gerekmektedir. Henüz böyle bir tespit yapılmamıştır.

Bu değerlendirmelerde 16. yüzyıla kadar Osmanlıların fethedilen bölgeleri şenlendirmek böylece aynı zamanda İslâmı yaymak amacıyla kurulan tekke ve zaviyelere, tarikatle ilişkilendirip merkezden şeyh ataması yapmadıklarını vurgulamak gerekir. Yağmurbaba zaviyesinde olduğu gibi evlatlık vakıf statüsünde kurulan şenlendirici tekke ve zaviyelerin yönetimi babadan oğula geçerek devam etmekte idi. Vakıf evladı kalmadığında, bu zaviyelerin yönetimi-mütevelliliği zaviye mescidinin veya türbenin hizmetini-bakımını üstlenen dervişe-imama intikal ediyordu. Bu da olmadığı takdirde, Şeyhülislamlığa bağlı meşihatten talep edilmesi üzerine mütevelliliği ve şeyhliği boş kalmış olan bu tür tekke ve zaviyeler bir tarikat ile ilişkilendirilip şeyh atanıyordu. Meşihatten talep üzerine, boş kalmış olan tekke-zaviyelere şeyh atamaları yaygın olarak Kanuni dönemi ile birlikte 16. yüzyıldan itibaren başlamıştır.

Tüm bu belirtilen araştırma eksikleri tamamlandıktan sonra zaviyemizin gelişimi, akibeti tam olarak ortaya konulmuş olacaktır.

 

Dipnotlar

[1] BOA; TD, nr. 77, s. 292.  BOA; TD, nr. 138, s. 27.  BOA; TD. nr. 220, s. 16.  BOA; TD 470, s. 631.

[1-1] BARKAN(1942), s.367.

[1-2] GÖKBİLGİN (1952), s. 456.

[2] 370 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Rum-İli Defteri (937/1530 ), cilt I,  Başbakanlık Osmanlı Arşivi yayınları, İstanbul 2001, s. 40.

[2-1] BARKAN(1942), ss.279-386.

[3] BOA; TD, nr. 77, s. 292.

[3-1] GÖKBİLGİN(1952), s. 456.

[4] 370 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Rum-İli Defteri (937/1530 ), cilt I,  s.40. BOA;  TD, nr. 77, s. 292.  BOA; TD, nr. 138, s. 27.  BOA; TD. nr. 220, s. 16.  BOA; TD, nr.470, s. 631. (Bu son defter üzerindeki bir çalışmada Araplıca, yanlış şekilde Arınç Köyü olarak okunmuştur. Bkz. DEĞERLİ vd.(2015), s. 120-121).

[4-1] BOA; TD, nr. 138, s.27.

[5] GÖKBİLGİN(2008), s. 65-67.

[6] ÖZGÜL(2010), s. 309.

[7] BOA; TD, nr. 77, s. 292.

[8] BOA; TD, nr.136, s. 39.

[9] BAO; TD, nr.138, s. 27; TD, nr. 370, s. 40.

[10] BOA; TD, nr. 220, s. 16.

[11] BOA; TD,  nr.470, s. 631; BOA; TD, nr. 498, s. 611.

[12] GÖKBİLGİN(2007), s.456-457. KÜÇÜKDAĞ vd. (2015), s. 143.

[13] BOA; TD, nr. 470, s. 631; BOA; TD, nr. 498, s. 611.

[14] BOA, TD, nr.470, s. 631; BOA; TD, nr. 498, s. 611.

[15] MADEN(2013), s. 126.

 

KAYNAKLAR

BOA; TD, nr. 77.

BOA; TD, nr. 138.

BOA; TD. nr. 220.

BOA; TD 470.

BOA; TD, nr. 498.

370 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Rum-İli Defteri (937/1530 ), cilt I,  Başbakanlık Osmanlı Arşivi yayınları, İstanbul 2001.

BARKAN, Ö. Lütfi (1942); “Osmanlı İmparatorluğunda Bir İskan ve Kolonizasyon Metodu Olarak Vakıflar ve Temlikler I: İstila Devirlerinin Kolonizatör Türk Dervişleri ve Zaviyeler”,  Vakıflar Dergisi, Sayı 2, 1942, ss.279-386.

DEĞERLİ, Ayşe vd.(Hazırlayan)(2015); Vesâik-i Bektaşiyân, Çizgi Kitabevi,  Konya 2015.

GÖKBİLGİN, M. Tayyib (1952); XV. Ve XVI. Asırlarda Edirne ve Paşa Livası Vakıflar-Mülkler-Mukataalar, İÜ.Edebiyat Fakültesi Yay., İstanbul 1952.

GÖKBİLGİN, M. Tayyib (2008); Rumeli’de Yürükler, Tatarlar ve Evlad-ı Fatihan, İşaret Yayınları, İstanbul 2008.

MADEN, Fahri(2013), Bektaşi Tekkelerinin Kapatılması (1826) ve Bektaşiliğin Yasaklı Yılları, TTK Yayınları, Ankara 2013.

ÖZGÜL, Vatan; “XVI. Yüzyıl Öncesinde Dimetoka, Kızıl Deli ve Balabanlılar”, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi, 2010/53.

KÜÇÜKDAĞ, Yusuf  vd.(2015); Vesaik-i Bektâşiyana Göre Osmanlı Devletinde Bektaşi Tekkeleri, Çizgi Kitabevi yay., İstanbul 2015.

Posts Carousel

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *

Cancel reply

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos