Yeni Bir Dünya İçin Kurmamız Gereken Yeni Türkiye’nin Arefesindeyiz

Millet olarak "Yeni Türkiye"yi kurup ülkemizi ve mazlum dünyayı zalimlerden hainlerden kurtarıp "Yeni Bir Dünya Kurmak İçin" en büyük gün 24 Haziran'dır. Gün bugündür.

Gün Bugündür:

Yeni Bir Dünyanın kurulması için kurmamız gereken Yeni Türkiye’nin Arefesindeyiz. Türkiye’ye karşı içte ve dışta terör örgütlerini destekleyerek darbeye ve sınırlarımızdan bizi abluka altına almaya kalkışan, mazlum İslam Dünyası’na karşı meydan okuyarak “bu bir Haçlı Seferidir ve Kudüs başkentimizdir” diyerek açıkça savaş ilanına karşı sandıkta cevabımızı vereceğiz. Gün bugündür. Bu hainlerin-zalimlerin dünyasını yıkıp yeni dünyayı kurmak için yeni Türkiyeyi 24 Haziran seçimlerinde verdiğimiz oylarla sandıkta kuracağız inşallah.

Millet olarak yeni Türkiyeyi kurup ülkemizi ve mazlum dünyayı zalimlerden hainlerden kurtarabilmek için en büyük gün 24 Haziran günüdür. Kendini feda etmişcesine ileriye atılarak Türk ve İslam dünyası için tüm mazlum insanlık için büyük bir liderlik örneği sergileyen Cumhurbaşkanımız Sayın Tayyip Erdoğan’ı milletimiz dün olduğu gibi bugün de yarın da yalnız bırakmayacaktır.

Tahta çıktığında bunu fırsat bilen Haçlı Ordularının büyük bir saldırıya hazırlandığını görüp ne yapması gerektiğini soran Sultan Fatih’e Babası Sultan Murat şöyle demişti; “Düşmanların etrafında baş gösterince onunla kılıcın konuşsun. Düşmanın sorularına en iyi cevap budur. Cihan mülkü bir gelin gibidir ey oğul. Onu kılıcınla yanına alır ve tutabilirsin.”

Sultan Murat, 1444 yılı Temmuzu başında 12 yaşındaki oğlu şehzade 2. Mehmet’i (Fatih) Rumeli bölgesinin Sultan naibi olarak yetkilendirip ordusuyla Anadolu’ya çekilince, o günün idarecileri ve daha sonra birçok tarihçi bunu gerçekte tahtın Fatih Sultan Mehmet’e bırakılması olarak kabul etmiştir.

Sultan Murat bu görevlendirmeden bir ay önce iki önemli tedbir alarak bu atamayı yapmıştı. 12 Haziran 1444 yılında Macar ve Sırplarla on yıllık bir barış anlaşması imzalamış ve Fatih’in yanına en iyi veziri Çandarlı Halil Paşa ile danışmanlığına da dönemin ileri gelen ilim adamlarından Molla Hüsrev’i atamıştı.

Sultan Murat’ın Anadolu’ya çekilmesi olarak görülen bu durumun gerçek nedeni Karaman Beyi İbrahim Beyin gizlice Papalık başta olmak üzere Osmanlı düşmanı Avrupalılarla ittifak kurmuş olmasıydı. Macarların Osmanlı ile barış anlaşması imzaladığı sırada aynı zamanda gizlice Karamanlı İbrahim Beyle de Osmanlıya karşı ittifak anlaşması imzalamış olduğunu Sultan Murat haber almıştı. Gerçekte, Sultan Murat Anadolu’ya çekilmiyor,  Karaman Beyliğine karşı sefere gidiyordu.

Sultan Murat bu iç hesaplaşmayı görmek üzere Anadolu’ya Karaman seferine çıktığında Avrupa’nın çok kısa sürede Haçlı ordusunu toplayıp Osmanlıya saldıracağını hesaplayamadığını söyleyen birçok tarihçi vardır. Ancak gerçekte Sultan Murat Anadolu birliğini sağlamadan Avrupa’da ilerlemenin hatta tutunabilmenin mümkün olmadığını görmüş ve ordusuyla tüm gücüyle biran önce Anadolu’yu birleştirmeye yönelmişti.

Bu ince hesaplamayı Papalık yapmış ve hesabı da tutturmuş görünüyordu. Zira Avrupalı tüm güçlere ve Bizans’a Sultan Murat’ın Anadolu’ya çekilmesini fırsat bilip derhal toparlanıp saldırıya geçmelerini, bunun Osmanlıyı Avrupa’dan ve Anadolu’dan silip atmak için son fırsat olduğunu bildiren mektuplar yazan Papa, ordulara derhal harekete geçme emri verilmesini bildirmişti. Papalık adına kaleme alınan bu gizli ve acil ibareli mektuplarda, Sultan Murat’ın Gelibolu’dan ordusuyla Anadolu’ya geçmiş olduğu, Haçlı donanmasının kurulup derhal harekete geçerek Osmanlı ordusunun Çanakkale Boğazından geri dönmesinin engellenerek Balkanlarda az sayıdaki Osmanlı askerini ve idarecileri olan çocuk yaştaki Padişah  2.Mehmet’in  Haçlılar için büyük bir başarı fırsatı olduğunu bildirmekteydi. Aynı zamanda Papalık tarafından kurulan bir donanma acilen Venedik’ten yola çıkarılmış ve Sultan Murat’ın 12 Temmuz’da Çanakkale boğazından karşıya geçmesinden kısa bir müddet sonra Çanakkale boğazına girmişti. Osmanlı ordusunun boğazdan geri dönmesinin önünü kesecek önemli bir adım atılmış, Haçlı donanmasının bir an önce yardıma gelmesi için harekete geçilmişti.

Sultan Murat’ın 12 Temmuz’da ordusuyla Anadolu’ya geçmesinden itibaren sadece iki ay içinde 5. Haçlı kara ordusu ve donanması toplanmayı başarmış halde 1444 yılının 20 Eylülünde  fiilen Osmanlıya karşı harekete geçti.

Bunu haber alan Fatih Sultan Mehmet babasına şu haberi gönderdi:

“Gaza niyetiyle Batıya doğru gitmek istiyorum. Tecrübenle, büyüklüğünle lütfedip bana ne tavsiye edersin?”   (Kaynak: KÂŞİFÎ; Gazânâme-i Rum)

Şehzade Mehmet’in Balkanlarda kalan az sayıdaki Osmanlı askeriyle 5.Haçlı ordusuna  karşı şahadetle sonuçlanacağı açık olan hücuma geçmek için izin isteyen mektubu karşısında Sultan Murat’ın çok duygulandığı söylenir.

Sultan Murat, oğlu Fatih’e tavsiyelerini bizzat anlatmak üzere askerleriyle yola çıktığını, beklemesi gerektiğini bildiren bir mektup yazdı. Nitekim Eylül sonuna doğru Haçlı ordusunun Osmanlıya karşı sefere çıktığı aynı tarihlerde Sultan Murat Karaman seferini başarıyla tamamlayarak Karaman Beyi İbrahim Beyi teslim almış ve Balkanlar’a geri dönmek üzere ordu derhal yola çıkmıştı. (Kaynak: “Fitne-i Karamanoğlu”; Gazavât-ı Sultan Murat bin Mehmed Han)

Ekim başlarında ordu Gelibolu’ya geçmek üzere Çanakkale boğazına geldiğinde Haçlı donanması tarafından boğazın kapatıldığı görüldü. Sultan Murat bunun üzerine Marmara etrafından kara yoluyla uzun bir yol kat edip Osmanlı kontrolündeki Üsküdar Anadolu Hisarına ulaştı. Ordu buradan  karşı tarafa geçti. Hızlı bir yürüyüşle ordu şehzade Fatih’in bulunduğu Osmanlı Payitahtı Edirne’ye ulaştı. Bu durum Bizans’ın fethinin ne kadar elzem olduğunu bir kez daha göstermişti.

Sultan ve oğlu Fatih Edirne’de buluştuklarında Sultan Murat kendisinden düşmanla savaş için izin ve tavsiye isteyen oğlu Sultan Fatih’e şöyle dedi:

“Düşmanların etrafında baş gösterince onunla kılıcın konuşsun. Düşmanın sorularına en iyi cevap budur. Cihan mülkü bir gelin gibidir ey oğul. Onu kılıcınla yanına alır ve tutabilirsin”. (Kaynak: Anonim; Gazavât-ı Sultan Murad bin Mehmet Han.)

Fatih, babasının başında olduğu muzaffer ordu karşısında Babası Sultan Murat’a İslâm ordusunun başında daima muzaffer olması için binlerce teşekkür ve dua etti.

Bir varlık yokluk savaşıyla daha karşı karşıya olan Osmanlı Ordusu Sultan Murat’ın komutasında hızla düşmana doğru ilerleyerek Varna’ya ulaşırken iç karışıklıklara karşı tedbir olarak Sultan Fatih Edirne’deki Saraya naiplik görevine geri döndü.

İstanbul’un Fethi öncesinde son bir kez daha Osmanlıyı durdurmak ve yok etmek üzere birleşen 5. Haçlı ordusu ile Osmanlı ordusu  10 Kasım 1444’te  Varna’da  karşılaştı. Bu savaşta 5.Haçlı ordusu büyük bir yenilgiye uğratıldı. Adriyatik’e kadar Balkanlar fethedildi.

Hemen ardından Sultan Murat 1444 Kasım sonunda hayatının 40. Yılında gönül ehlinin dışında  o dönemde ve daha sonra hâlâ ilgili birçok araştırmacının nedenini tam olarak kavrayamadığı bu nedenle şaşırtıcı buldukları bir karar verdi. Yerine oğlu şehzade Mehmet’i geçirip rızasıyla tahtan indi ve Menteşe, Saruhan ve Aydın bölgelerini kontrol altında tutmak üzere Manisa’ya çekildi. Bu dönemde Sultan Murat’ın vakfiyesini içeren vasiyetnamesi, 1931 yılında Bulgaristan’a satılan çuvallar dolusu Osmanlı Arşiv belgeleri arasında olup daha sonra geri talep edildiği için Türkiye’ye iade edilen belgeler arasında tesadüfen bulunmuştur. Atalarının yattığı Bursa’da vefat etmiş oğlu Ali’nin yanında, üzerine rahmet olarak yağmur yağması için üstü açık bir türbe inşa edilip  buraya defnedilmeyi, türbenin yanında üstü örtülü ayrı yerde hafızların kendisi ve İslâm Ümmeti için daima kuran okuyup dua etmelerini vasiyet etmekteydi. Bu satırlarda, dünyayı dize getiren Sultan’ın büyük bir tevazu içinde görevini yapmanın huzuru ile dolu olduğu görülüyor. Dünya hırsı yoktu. Ancak İslâm bayrağını yukarıda tutmak için çok titizdi ve tedbirli idi. Nitekim daha sonra oğlu Sultan Fatih tarafından göreve geri çağrıldığında derhal dönüp dünya siyasetini en ince ayrıntılarına kadar algılayıp uygulayacak yeni fetihlere yelken açacaktı.

Haçlılar bu yenilgiden sonra da Papalığın gayreti ile Osmanlıyı yok etmek üzere birleşik bir ordu kurma girişimlerinden vaz geçmedikleri gibi daha da gayrete gelerek çalışmalarına devam etmişlerdir. Anadolu’ya artık nüfuz edemediklerinden bu kez Osmanlı Balkan topraklarında casuslarıyla satın aldıkları kişileri kullanarak Mora ve Arnavutluk’ta büyük isyanlar çıkarttılar. Böylece bu iç isyanlar Osmanlıların durdurulup yok edilmesi için yeni bir fırsattı. Osmanlıya karşı Varna yenilgisinden dört yıl sonra yine Papa’nın telkiniyle 6.Haçlı ordusu tekrar toplanarak harekete geçti.

Tehlikenin hızla büyüdüğünü gören Sultan Fatih’in talebi üzerine tekrar tahta geçen Sultan Murat, Haçlı ordusuna karşı Sultan Murat’ın öncülüğünde ancak bu kez Fatih Sultan Mehmet’in de katıldığı 1448 de Kosova’da ikinci büyük bir savaş daha oldu. 6. Haçlı ordusuna karşı  büyük bir zafer daha kazanıldı.

1451 yılında vefatına kadar tahtta kalan Sultan Murat’dan sonra Sultan Fatih 17 yaşında büyük tecrübeler kazanmış bir Padişah olarak Osmanlı Tahtına çıktı.

İslâm milletini yok etmek üzere birleşenler tarafından son darbe vurulmak üzere iken bu en kritik zamanlarda makam, mevki, paye düşünmeden birlikte düşmana karşı koyarak İslam milletini koruyan bu iki büyük Sultan bugünler için bizlere büyük dersler veriyor.

Yok edilme tehdidiyle karşı karşıya kalan ancak Haçlılara karşı iki büyük savaşı kazanarak İslâm Medeniyeti bayrağını yükselten Sultan Murat ve Oğlu Fatih Sultan Mehmet,  İstanbul’u fethedecek maddi ve manevi güce artık erişmişlerdi.

Birçok kez yok edilme sınırına gelen Osmanlı, Sultanı Murat ve Sultan Fatih gibi liderler yetiştirerek  ve etrafında kenetlenerek, Medeniyet bayrağını düşürmeden daha da yükseltmek için dünyanın kaderini değiştirecek, Avrupa için karanlık bir çağı kapatırken, dünya için adaletin, hak ve hukukun önde olduğu insanlığın umutla dolduğu yepyeni bir çağı açabilmişti.

Bugün de dünya medeniyetinde yeni bir çağ açabilmenin arifesindeyiz. Büyük zaferlere gidebilmek için kazanılması gereken gün bugündür. Çok açıktır ki bugün dünya ve İslâm tarihi için bir varlık yokluk günü olarak anılacaktır. Dünyanın gözünün üzerimizde olduğu bugün bir olmak, birlik olmak ve bunu dosta, düşmana göstermek günüdür.

Günümüz öncelikle ülkemiz, İslâm âlemi ve insanlık için hayırlı, mübarek olsun. 23 Haziran 2018.  Prof. Dr. Ahmet KALA.

Posts Carousel

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *

Cancel reply

Latest Posts

Top Authors

Most Commented

Featured Videos